Ben ne Romalıların ne Yahudilerin
ne de halen Onun adını öğreten şakirtlerin İsa'yı anladığını sanmıyorum.
Romalılar O'nu katlettiler
ve bu korkunç bir hataydı.
Galilelilerse O'nu bir tanrı yapacaklardı,
bu da bir hataydı.
İsa insanların yüreğinden biriydi.
O'nu bir keresinde şu meseli anlatırken gördüm.
Tüccarın biri yabancı topraklara gitmek için ülkesinden ayrılmış.
İki hizmetkarı varmış.
Bunlardan her birine bir avuç altın vermiş,
şöyle demiş:
'Ben yurt dışına gidince siz de gidip kar arayın.
Adil takas yapın
ve alışverişte hizmet verin'
Bir yıl sonra tüccar geri dönmüş.
Hizmetkarlarına altınlarla ne yaptıklarını sormuş.
Birinci hizmetkar,
'Bakınız efendimiz, ben aldım sattım
ve kazandım'
deyince tüccar da cevap vermiş:
'Kazandığın senin olsun,
çünkü sen iyi yaptın
ve hem bana hem de kendine sadık kaldın'.
Sonra diğer hizmetkar konuşmuş:
'Efendimiz ben sizin paranızı kaybetmekten korktum,
onun için de ne satın aldım ne de sattım.
Bakın hepsi burada kesenin içinde'.
Tüccar altını alıp konuşmuş:
'Senin inancın az.
Ticaret yapıpta kaybetmek hiç ileri gitmemekten daha iyidir.
Çünkü tüm tüccarlar da rüzgarın tophumları saçıpta
meyve beklediği gibi yapmalıdır.
Bundan böyle başkasına hizmet etmen senin için
daha uygun olacaktır'.
İsa böyle söylediğinde kendisi tüccar olmadığı halde
ticaretin sırrını açığa vurdu.
Üstelik onun meselleri genellikle,
benim yolculuklarımdan daha uzak,
yine de kendi evimden
ve mallarımdan daha yakın ülkeleri aklıma getirirdi.
Fakat genç Nasıralı bir tanrı değildi:
ve yazık ki O'nun izleyicileri
öylesine zeki birini bir tanrı yapmaya çalışıyorlar.
SURLU BİR TÜCCAR BARKA
-Halil Cibran/İnsanoğlu İsa kitabından-

Geen opmerkingen:
Een reactie posten