Efendim bir gün beni yanına çağırdı
'Bir şeyi bulmama yadım etmeni istiyorum'dedi.
Gözlerindeki pırıltı ile neyi kaybetiğini anlamaya çalıştım.
Tespihi,kaşığı,kıymetli bir eşyası?
hayır dedi.
Kaybettiğim değil göremediğim bir şeyi bulmanı istiyorum.
Kaybedilmeyen bir şey nasıl bulunabilirdi ?
Ya vardır ya yoktur.
Eğer görebiliyorsan oradadır,bulamıyorsan kayıptır.
diye düşündüm.
'Bulunamayan şey kayıptır' ifadesi ile kendime geldim.
'Bulamamak, görememektir'.Çünkü bakarsın ancak göremezsin.
Zihin engeldir görmene.
Bulmanı istediğim şey benim özel bir eşyam değil.
Sensin.
Bana kendini bul getir!
Kendimi bulup getirmemi istedi benden.
Ben buradaydım kayıp değildim.
Ancak beni nasıl görmediğini ifade etti?
Neden kendimi bulmamı istedi?
Düşünceleri ile yoğruldum.
Tüm bahçeyi dolaştım, çiçeklerde böceklerde,
bal yapan arılarda aradım kendimi.
Esen rüzgarın sesini duydum,
dağlarda uçan kartalları seyrettim.
Güneşin doğuşunu ve yine doğmak üzere batışını izledim.
Soğukta kar yağardı, kar toprağı örter,
dinlenmesine yardım eder, tohumları gizlerdi.
ama yine yine
Baharda uyanırlar güneşe doğru yönelirlerdi
toprağın engin derinliklerinden.
Her gece ne kadar karanlık da olsa
seherde aydınlanırdı her yer.
Her zaman döngü içindeydim.
Bende onlar gibi dönüyordum.
Farkım neydi? Ben neydim? Bir kayıb?
Farkım farketme yetisindeydi.
Bir tohum biliyordu tohum olduğunu,
ne zaman çıkacağını karnlıktan,
ne zaman büyüyeceğini.
Güneş ne zaman doğacağını,
dünya nasıl döneceğini,
kuşlar nasıl uçacağını,
Arı nasıl bal yapacağını biliyordu.
Ancak ben biliyor muydum ne olduğumu?
Bulunmak istiyordum.
Kim bulacaktı beni?
Yine ben...
Peki görmem gereken neydi?
Zihnim insansın diyor,
Gönlüm ise maneviyatsın diye parçalıyor adeta tüm hücrelerimi....
Çıkmak istiyorum artık kabuğumdan artık zamanı gelmiş,
kurtulmak istiyorum tüm yüklerimden,
binlerce yıldır biriktirdiğim (!)
yürümeme engel olan kamburumdan.
Uçmak istiyorum ötelere
Engin denizleri,
zirvelere ulaşan dağları aşmak,
yanmak her zerremin küle dönüşmesini seyretmek
Ve her külden yeniden bir bedenle doğmak istiyorum.
Çokluğa erişmek ve teklikte BİRleşmek istiyorum..
Ötelerden görmek istiyorum kendimi,
Ne olduğumu,
kaybettiğim kendimi bulmak istiyorum.
Küçük bir bedene sığmışkoca kainat olduğumu,
Ve aynı zamanda o koca kainatın bir noktası olduğumu nasıl anlayamadım?
Kayıplıktan kurtulmak ve kendim olmak için
Ne kadar çaba göstrem azdır....
Koşup efendimin ellerini öpmek isiyorum.
bana kayıplığın verdiği acıyı ve bulunmuşluğun sarhoşluğunu ,
Huzurunu gösterdiği için.
Yanına yaklaşıyorum hiçlik içinde,
gözlerindeki o pırıltı ile kendime geliyorum..
''Her aleme dalacaksın,kanatın her zerresinde olacaksın.
Ve aynı anda yine burada olarak.
Çünkü bu sensin.
Senin sınırlılığın.
Rabb'in sınırının bittiği,
senin bedenin sınırı başladığı noktada var olacaksın.
Ve o noktayı her daim koruyacaksın.
Kaybolmadan her anı hissderek ulaşacaksın varlığınla yokluğuna.
Her baktığına aldanma!çünkü:
O gerçek değildir.
Gerçek onun arkasına gizlenmiştir.
Nefes almadan yaşayamazsın ama eldığın nefes hava mıdır?
Hava olduğunu zannedersin.
Görebilir misin havayı?
ancak etrafa verdiği zarar ziyanla onu 'bilebilirsin'.
Yaprağı yukarı kaldırışıyla tanırsın,
ağacı eğişiyle görürsün,
Tozu toprağı birbirine katışı ile anlarsın havanın varlığını.
İşte sen gerçekte busun.
Hava gibisin.
Yoksun ancak erafa verdiğin hizmet ile ,
Varoluşun ile ifade edersin açığa vurursun
kendini.Kaybol ama hep kendinde olarak.
Derinlere dal ama yine bedeninde dimdik ayakta durarak arz(yer) üzerinde.
Arayan da sen ,
aranan da sen ol daima! aradığın gerçeklik bazen tam yanıbaşındadır da göremezsin.
Çünkü mükemmeldir o yaratılış gibi.
Ancak sorun bilinmez oluşudur.
Sonsuzdur ancak sonsuza kadar uzanırken hangi hadiselerde vuku bulacağı bilinmezdir.
Ne zaman en mükemmele ulaşılır işte bu sonsuzluktur.
Diri olmanın manası budur evlat.
aradığın gerçekliğin sende olduğunu unutma.
Çünkü:
gerçek oralarda bir yerlerde değil sende.
Onu kaybetmedin ancak bulamıyorsun.
Bulmana yardımcı olacak 'gönül gözün' daima açık olsun..
Nilüfer Dinç-Kevser Yeşiltaş
Batıni MEVLANA

Geen opmerkingen:
Een reactie posten