Irmak ileri doğru taşımakta artık sandallarınızı:
ve taşımaya mecburdur onu.
Ne gam,kırılan dalga köpürüp,
öfkeyle kafa tutsa da tekneye.
Ey en bilgeler,bu rımak değildir,
sizin maruz kaldığınız tehlike,
değildir iyilk ve kötülüklerinizin sonu:
bilakis o güç istencinin ta kendisidir.
o bitmez tükenmez, yaratıcı hayatın istenci.
Fakat benim iyilik ve kötülük üzerine
söylediklerimi anlayabilmeniz için:
hayat ve tüm canlıların
soyu hakkındaki düşüncelerimi de aktarmak isterim size.
Ben peşi sıra gittim canlının,
en büyük ve en küçük yollardan geçtim,
hususiyetini bulmak için onun.
Yüzlerce ayna ile yakaladım bakışını,
ağzını kapalıyken konuşabilsin diye benimle.
Ve konuştu benimle gözleri.
Gel gör ki yalnız canlının bulunduğu yerlerde işittim,
itaatten söz edildiğini.
Her yaşayan bir itaat edendir.
İkinci nokta ise şudur:
Emretmek daha zordur itaat etmekten.
Bu, emredenin,
bütün itaatkarların yükünü taşıdığından
ve bu yükün kendisini kolayca ezebileceğinden
değildir yalnız.
Her emir,
bir tecrube ve riziko gibi göründü bana
ve canlı bir emir verdiğinde,
daima tehlikeye atar kendini.
Evet, kendine emrettiğinde dahi:
Burada da bedelini ödemek zorundadır emrin.
Mecburdur kendi yasalarının yargıcısı
intikamcısı ve kurbanı olmaya.
Neden böyledir bu? diye sordum kendime.
Nedir canlıyı itaat etmeye,
emretmeye ve emrederken dahi
itaatkar olmaya iten şey?
Siz, ey en bilgeler dinleyin artık sözümü!
iyice sınayın bakalım,
nüfuz edebilmiş miyim hayata,
ulaşabil miyim özüne?
Güç istenci buldum,
canlının olduğu her yerde
ve hizmetkarların iradesinde de
efendi olma arzusu.
Zayıfı kendisinden güçlüye
hizmet etmesi için kandıran
kendi iradesidir,
bu irade isterki daha zayıflara efendilik edeyim.
Bu onun vazgeçmek istemeyeceği yegane hazdır.
Ve küçük, nasıl baş eğerse büyüğe,
kendisinden küçüğün üzerinde
keyif ve hüküm sürebilmek için:
öyle boyun eğer kendisinden daha büyük de
ve tehlikeye atar hayatını:
iktidar/güç uğruna.
En büyüğün baş eğmesi ve cüreti,
göze almaktır tehlikeyi
ve zar atmasıdır ölüm için.
Fedakarlık ve sevginin bulunduğu yerde,
efendi olmak iradesi de bulunur.
Zayıf olan, dolambaçlı yollardan
sokulur kaleye ve güçlü olanın ta kalbine
ve çalar oradan gücü..
Ve hayatın bizzat kendi,
şu sırrı paylaştı benimle
''BAK''dedi
'' daima kendini aşmak zorunda olanım ben ''
Elbetteki siz buna üre(t)me
iradesi ya da bir amaca ,
daha yükseğe, daha uzağa,
ve daha çeşitliliğe yönelmiş
bir içgüdü dersiniz:
birdir hepsi bunların
ve bir ''SIR''dır.
-Nietzsche-
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Geen opmerkingen:
Een reactie posten